Gerçek aşkı ölçmek imkansız! Bu test sadece sevgilinizle eğlenmek ve ilişkinize renk katmak için hazırlandı. Denemeye ne dersiniz?
Sevgilinizle ilişkinizi biraz daha eğlenceli hale getirmek ister misiniz? Aşk ölçer oyunu sayesinde, birlikte gülüp keyifli anlar yaşayabilirsiniz. Sonuçlar tamamen eğlence amaçlı olsa da, bu küçük oyun sayesinde sevgilinizle aranızdaki bağı güçlendirebilir ve ilişkinize tatlı bir anı ekleyebilirsiniz.
Önizleme:
Buraya Tıklayarak Aşk Testini Deneyebilirsiniz.
Aşağıdaki linki kopyalayın ve sevgilinize gönderin.
https://sevgilinle.paylas.me/sa1
Eğer sevgilinizin ismi aşk testinde görünsün istiyorsanız aşağıdaki linki kopyalayın.
https://sevgilinle.paylas.me/sa1/?isim=SevgilinizinAdı
Kopyaladığınız üstteki linkin sonundaki SevgilinizinAdı yazısını silin ve göndereceğiniz kişinin ismini yazın.
Artık kopyaladığınız aşk testi oyununu herkesle paylaşabilirsiniz.
-----------
Ölçülmeyen Duygular: Aşk, Sevgili ve Edebiyatın Kalbinde
Aşk… Yüzyıllardır filozofların, şairlerin, romancıların ve ressamların ilgi odağı. Kelimelerle tanımlanamayan, bilimle formüle edilemeyen, bazen bir bakış, bazen bir gülüş, bazen de tek bir kelimede gizli kalan bir duygu. Kimi zaman insanın içine güneş gibi doğar, kimi zaman sessizce esen bir rüzgar gibi huzur verir. Ve elbette, bazen de bir oyun ekranında karşımıza çıkan “aşk ölçer” ile çocukça, saf bir heyecan yaşatır.
Aşk ölçer… Belki de modern çağın en naif şakalarından biri. Tek bir tuşa dokunursun ve ekranda, “Sana olan aşkını kimse ölçemez” mesajı belirdiğinde, bir gülüş kaplar yüzünü. Çünkü içten içe bilirsin ki, aşkı ölçmek gerçekten mümkün değildir. Oyun sona erer ama gülüş, kalbinde yankılanmaya devam eder.
Aşk ölçerle oynanan bu küçük oyun, bana edebiyatın büyük aşklarını hatırlatır. Leyla ile Mecnun’u, Kerem ile Aslı’yı, Ferhat ile Şirin’i… Onların aşkları da hiç ölçülemedi. Birkaç dizede, satırlarda, kelimelerde anlatıldı ama hiçbir kalıba sığmadı, hiçbir testin sonucu olamadı. Çünkü aşk, rakamlara indirgenemeyecek kadar büyük ve özgür bir duygu. Kimi zaman bir sevgiliyle paylaşılan sıradan bir anın içinde, kimi zaman ise ayrılığın sessizliğinde büyür. Herkesin kendi hikayesidir aşk; kendine has, biricik, benzersiz.
Sevgili dediğimizde ise her şey biraz daha farklılaşır. O özel insan, kimi zaman “aşkım” diye hitap ettiğin, kimi zaman yalnızca adını fısıldayarak bile kalbini titreten kişidir. Ona hissettiklerini ölçmek için bir oyuna ihtiyaç yoktur. Ama yine de aşk ölçer gibi küçük oyunlar, beraber gülmek, anı biriktirmek, ilişkinin hafızasında tatlı bir iz bırakmak için bulunmaz bir fırsattır.
Edebiyat dünyasında aşk, çoğu zaman bir arayış, bir kavuşma, bazen de bir ayrılık hikayesidir. Nazım Hikmet’in “Seninle bir dakika baş başa kalmak, bir ömre bedeldir” dediği o tarifsiz an, belki de aşkın ölçülmezliğini en güzel özetleyen dizelerdendir. Shakespeare’in Romeo ve Juliet’i, aşkı uğruna dünyayı karşısına alır; Yahya Kemal, “Aşk bir güneşe benzer, güneşi gören mumlara ne olur?” diye sorar. Her yazar, her şair, aşkı anlatmaya çalışır ama her biri kendi yetersizliğini de bilir: Çünkü aşk anlatılamaz, yaşanır.
Aşk ölçer oyunu işte bu yüzden güzeldir. Ciddiye almazsın, ama birlikte oynarken göz göze gelen bakışlar, paylaşılan tebessümler, aşkın en gerçek, en dokunulmaz hallerini gösterir. Ve sonucun ne olduğunun hiçbir önemi yoktur. Çünkü aşkı ölçmeye kalkmak, gökyüzünü bir bardağa doldurmaya çalışmak gibidir.
Sonuç? Herkesin aşkı kendine… Herkesin sevgilisi, kendi kalbinin tek sahibi. Ve ne oyunun sonucunda çıkan cümle, ne de dünyadaki bütün kelimeler, o duyguyu tam olarak tarif edemez.